ÜSTÜN POTANSİYELLİ/ZEKALI ÇOCUKLARIN TESPİT VE TANILANMASI

 

ÇOCUĞUNUZU TANIYOR MUSUNUZ?

 

            Bir çocuk dünyaya gözünü açtığı andan itibaren anne-babanın hayatı değişir,öncelikleri değişir. Gülücükleriyle gününüzü aydınlatırken bir diğer yandan da ağır sorumluluklar yükler omuzlarınıza. Bir insanı eğitmek,yetiştirmek gerçekten de kolay değildir,emek ister,güç ister,yürek ister…

 

      Her çocuk özeldir,her çocuk biriciktir,her çocuk kendi bireyselliğinde vardır , anlaşılmak ve arzuladıklarını almak ister. Bazı çocuklar da vardır ki görünüşte çocuksu dünyada olmalarına rağmen  diğerlerinin birkaç adım önündedirler , algıları,düşünceleri,esprileri,merak ve öğrenme yetenekleri  onları, bulundukları ortamda farklılaştırır ve “küçük dev adam” oluverirler   gözünüzde/karşınızda. Sıradışı  merakları, farklı bakış açıları, olaylara yaklaşımları ,kendi kendine öğrenme becerileriyle akranlarının hep birkaç adım önünde koşarlar .                 

      Bu çocuklar “üstün potansiyellidir(ÜPO)” ve diğer çocuklardan bir kat daha fazla emeğe,desteğe ve anlaşılmaya ihtiyaç duyarlar. Çünkü “normal” çocukların akran ilişkisi içinde ya da günlük hayat içerisinde karşıladıkları sosyal-duygusal ve öğrenme ihtiyaçlarını bu çocuklar bu tür ilişkiler içerisinde karşılayamayabilirler. Yaş ve fiziksel gelişim açısından akranlarıyla aynı noktada olsalar da “algı-kavrama ve öğrenme” yeteneklerinin onların önünde olması nedeniyle iletişimleri aynı frekansta gerçekleşmez ve onların aldığı hazzı alamazlar. Akranları, ÜPO olan çocukları anlaşılmaz bulurken, ÜPO olan çocuklar da akranlarını “bebek-çocuk,kendilerini anlamayan” kişiler olarak tanımlarlar sıklıkla.

 

      Anlaşılmamak, belki de bu çocukların en büyük problemleri…

 

      Çocuğunuzu Tanıyor musunuz? Ne kadar tanıyorsunuz? Çocuğunuzun gelişimini takip  ediyor musunuz?  Fiziksel gelişimi kadar zihinsel-duygusal gelişiminin ne kadar farkındasınız ?

 

      Evet ,soruları çoğaltmak mümkün . Anlamak ve  sağlıklı bir ilişki kurmak için tanımak gerekir.

 

      Çocuk gelişimi evrensel süreçler içerir,belirli beceriler belirli yaşlarda kazanılır, ancak ÜPO olan çocuklar gelişimleri itibariyle kendilerini  erken yaşta hissettirirler, farklılıklarını ortaya koyarlar. Gelişimleri daha hızlı seyreder,birçok beceriyi çok erken kazanır. Yürümesi, konuşması,espri yeteneği,soyutlama yapabilme  hatta dünya sorunlarına olan duyarlılıkları da çok erken başlar.                                                       

 

     Sizler anne-baba olarak onunla olan  ilişkinizde  kimi zaman çocuk, kimi zaman bir büyükle konuşur gibi hissedebilirsiniz kendinizi. Hatta bir annenin dediği gibi “o hiç çocuk olmadı,biz evde  üç yetişkin olduk,çocuk gibi ağlamadı,anlattık ve anladı”  da diyebilirsiniz ya da bunlara başka cümleler de ekleyebilirsiniz.

 

     Eğer sizin  çocuğunuzda da  farklı olduğunu düşündüğünüz özellikler varsa, gelişimi hızlı seyrediyorsa, hafızası güçlü, gördüğünü unutmuyor,bir bilgiyi bir diğeri ile birleştirip yeni bilgilere ulaşabiliyorsa,sıra dışı uğraşlara merak salıyor,öğrenme arzusu doymak bilmiyorsa,özel çabalar olmadan okuma-yazma ve sayısal becerileri öğrenebiliyorsa,çizimleriyle sizi hayrete düşürüyorsa  “DİKKAT ÇOCUĞUNUZ ÜSTÜN POTANSİYELLİ OLABİLİR”.Peki ne yapacağız???

 

      Her şey ilk adımla başlar. Çocuğunuzu tanıma noktasında attığınız/atacağınız bir adım sizin ve çocuğunuzun hayatını değiştirebilir. Onu,farklı pencerelerden görme şansını yakalayabilir,anlamak için farklı adımlar atabilirsiniz. Peki ama nasıl?

 

     Öncelikle  kapasitesi ne olursa olsun her çocuk için  doğru tanı ve yönlendirme önemlidir. ÜPO olan çocuklar için erken tanı ve doğru yönlendirme olası problemlerin önlenmesi için  çok ama çok önemlidir. Burada sadece çocuğun tanılanması değil ,tanı sonrası yol haritasının belirlenmesi ve anne-baba danışmanlığı da  son derece önemlidir.Çünkü, ÜPO olan  çocuğa sahip olan anne –baba da ne yapacağını,nasıl davranacağını bilmez  bir halde olabilir.

 

      Çocuk yaşı itibariyle gelişen ve değişen bir varlıktır. Çocuklarla yapılan çalışmalar, tanı ve değerlendirmeler özel bir öneme sahiptir,profesyonel yaklaşımlar içerir.  Çocukların tanı ve değerlendirilmesinde çok çeşitli testler,envanterler ve uygulamalar yapılabilir ancak  en iyi test bile bir klinik gözlem  ve değerlendirme ile birleştirilerek sunulmuyorsa hep eksik ve zayıf kalacaktır.

 

      Bugün ülkemizde ÜPO olan çocukları belirlemek amacıyla  ağırlıklı olarak 2-6 yaş aralığı çocuklara St.Binet,  6-16 yaş aralığına  ise WİSC-R testi uygulanmaktadır. Bir test ne kadar profesyonel hazırlanmış olsa da onu uygulayanın davranışından bağımsız değildir. Özellikle de küçük çocuklara test uygulamak için mutlaka o dönem çocuğu ile çalışmış olmak,duygusal-davranışsal özelliklerini bilmek,gösterdiği reaksiyonları  kendi gelişim süreçleri içerisinde doğru yorumlamak gerekir  ki bu, en az testin nicel skoru kadar önemlidir. Test öncesi çocukla kurulan sağlıklı ilişki çocuğun teste katılımını olumlu yönde etkiler, aksi bir durum ise çocuğun ketlenmesine , asi tepkiler vermesine yol açabilir.  Merkezimizde tanı-değerlendirme odaklı kullanılan 2 ana testi (bunun dışında diğer testler de uygulanmaktadır) kısaca tanıyalım.

 

 

       St.Binet Testi; Bireylerin zihinsel performanslarını belirlemek amacıyla uygulanan bireysel zeka testidir.Uygulaması profesyonel eğitim gerektirir. Uygulama sonucunda bireye ait zeka yaşı ve zeka bölümü elde edilmektedir. Süreye dayalı bir test olmayıp, 2 yaştan yetişkin yaşa kadar uygulanmaktadır.  Ancak ,Merkezimizde 2-6 yaş aralığı çocuklara uygulanmakta ,6 yaş sonrası için Wisc-R testi tercih edilmektedir.  St.Binet testinin süresi (uzun  ya da kısa süreli oluşu) tamamen çocuğun performansına bağlı olmakla birlikte  küçük yaş çocuklarında ortalama uygulama süresi 30-40 dakika, yetişkinlerde ise 1.5 saate kadar çıkabilmektedir.  Yani testin bitişini  testör değil,testi alan belirler.   

 

       Merkezimizde  küçük yaş çocuklarına uygulanan bu test çocuk tarafından tamamlanmadığında test nicel bir skor vermez ve sadece yorum amaçlı kullanılabilir.  Zaten çocuğun yaşı küçüldükçe,özellikle 4 yaş altı çocuklarda böyle bir durum  her zaman sözkonusu olabilir, böyle bir durumda test dışı görüşme,değerlendirme ve klinik tecrübe eşliğinde aileye danışmanlık yapılması tercih edilir.   Çünkü küçük yaş çocuğunda her zaman için realitede olan ama  teste yansıtılamayan beceri ve donanımlar var olabilir.Bu  nedenle aile görüşmesi,çocuğun gözlenmesi ve değerlendirilmesi  ayrıca bir uzmanlık ve tecrübe gerektirir.

 

      WISC-R Testi; Merkezimizde 6- 16yaş aralığındaki  bireylerin zihinsel performanslarını belirlemek, tanımak ve değerlendirmek amacıyla kullanılan bir diğer test ise WİSC-R  testidir. Bireysel uygulanan ve uygulama süresi,uygulayıcının pratiği,uygulanan bireyin/danışanın soruları cevaplama hızına,başarı düzeyine vs göre, ortalama 1 saat veya daha uzun sürebilen bir testtir. Sözel ve performans olmak üzere iki bölümden oluşur, iki  bölümde bir yedek, 5 ana test olmak üzere altı alt test bulunmaktadır.. Test sonucunda bireye ait sözel IQ, performans  IQ  genel IQ olmak üzere üç zeka bölümü elde edilir. Test bireyin IQ düzeyi kadar dikkat ve öğrenme becerileri hakkında da bilgiler verir.

 

      Sonuç olarak; Zeka testleri,ya diğer ölçme araçları bireyi/çocuğu tanımada sadece birer araçtır. Önemli olan araçları amaç haline getirmeden,zeka testlerini ve sonuçlarını aşırı yüceleştirmeden sadece tanıma,değerlendirme odaklı kullanmak,kullanabilmektir.      

 

      Testin uygulanamadığı durumlarda(küçük yaş çocukları için,çocuk kaynaklı sorunlar nedeniyle) deneyim,gözlem ve diğer uzmanlık  yöntemlerini kullanarak değerlendirme yapmak ve ailelere danışmanlık  hizmeti sunmak önem kazanır.

 

     Test sonuçları ailelere nasıl verilmeli/verilir: Psikiyatri ve psikoloji etiği testin nicel skorunu paylaşmayı , çocuğun  “yüksek yararını” gözetme noktasında öngörmez. Önemli olan da çocuğun IQ skorunun kaç puan olduğu değildir, bu puanın ne anlama geldiği o çocuğun gelişen yetenek alanları ya da geliştirilmesi gereken yetenek alanları nelerdir, bu noktaların ailelere yorumlanmasıdır. Yine çocuğun/ergenin  var olan bu potansiyelini kullanmasını engelleyen / baskılayan sosyal-duygusal süreçlerin var olup olmadığıdır.Yani çocuk var olan  zekasını ne kadar kullanabiliyor ya da zekasını ortaya koymada onun potansiyelini baskılayan ne tür zorlukları var?Bunların tespit edilmesi ve  çözümü noktasındaki aile ve öğretmenlere danışmanlık hizmetlerinin sunulması  elbette ki  salt bir nicel skordan çok daha önemlidir.

 

Atiye KOÇ

Klinik Psikolog

Çocuk & Aile Terapisti​​